Fatma Girik, masanın altından çıktığı gibi adamın yakasına yapıştı

Kanunsuzların korkulu rüyasıydı

1995’te Fatma Girik ile röportaj yapmak istedim. Bir türlü kabul etmedi. Her defasında “Çok işim var” dedi. Gerçekten de öyleydi.

1989 – 1994 arasında yaptığı Şişli Belediye başkanlığının bitiminden sonra bütün enerjisini, kanunsuzların korkulu rüyası haline gelen “Söz Fato’da” adlı TV programına harcamaya başlamıştı.

Nerede bir mağdur, nerede bir gariban nerede bir kader kurbanı varsa Fatma Girik oradaydı. En son aramamda, “Tam bir baş belasısın. Senden kurtuluş yok. Röportaj yapmam ama kanala gel, seni bir yere götüreceğim” dedi. Programı yaptığı TV kanalında Fatma Girik ve program sorumlusu Zafer Dinçer ile buluşup Bakırköy’de bir eve gittik.

Bizi yüzü gözü morarmış bir kadın karşıladı. Eşinden şiddet gören kadın Fatma Girik’e “İmdat” çekmiş. Bir süre konuştuktan sonra gizli kameralar hazırlandı. Adamın eve geliş saatleri yaklaşınca Fatma Girik, belindeki silahı kontrol ettikten sonra da kapı girişindeki masanın altına girdi. Biz de yatak odasına saklandık.

Adam eve geldikten sonra salona geçip oturdu. Biz olanı biteni gizli kamera görüntülerinden izlerken adam, bir süre sonra eşine küfürler etmeye, hakaretler yağdırmaya başladı.

Fatma Girik daha fazla dayanamayıp masanın altında çıkarak adamın üzerine yürüdü ve yakasına yapışarak “Bana da küfür etsene, haydi beni de dövsene” şeklinde bağırmaya başladı. Adam, karşısında bir anda Fatma Girik’i görünce öylesine şaşırdı ki… Donup kalma halinden kurtulduğu anda da kendini koşar adımlarla evden dışarı attı.

Ekibi yatak odasından çıkıp “Fatma Abla, ne yaptın? Adamın uyguladığı şiddeti kameraya alacaktık. Dövmeye yeltendiği anda müdahale edecektik. Masanın altından erken çıktın” şeklinde serzenişte bulunurken Fatma Girik, “Dayanamadım çocuklar. Herifi parçalayasım geldi” dedikten sonra bana dönüp uzun uzun baktı.

Geri dönüşte “Abla, evde neden bana uzun uzun baktınız?” sorumu “Senin haber de güme gitti, başka bir zamanda başka bir olayı haber yaparsın” cevabını verdi.

Fatma Girik, 2006’da Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Filiz Akın ile Isparta’ya yaptığımız yolculuk sırasında şunları söylemişti; “Bak şu anda cennettesin.”

Allah, 79 yaşında hayatını kaybeden Fatma Girik’in mekânını cennet eylesin.

Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Filiz Akın ve Fatma Girik, Süleyman Demirel Üniversitesi tarafından verilen fahri doktora payesi için düzenlenecek törene katılacaktı. İstanbul – Antalya arasındaki uçak yolculuğu sırasında yanlarına gidip sohbet ederken o bilindik muzipliğiyle şöyle demişti; “Bu anın kıymetini iyi bil. Çünkü şu anda cennettesin.”

Önce uçak sonra da Antalya – Isparta arasındaki otomobil yolculuğu sırasında verilen molada edilen sohbetten edindiğim izlenim şuydu; Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Filiz Akın ve Fatma Girik oyuncu olmasaydı Türk sinemasında neler eksik olurdu?

Belki rol aldığı filmlerdeki rolleri mutlaka başka oyuncular canlandıracaktı ama Türk sineması asla algıladığımız gibi olmayacaktı. İçlerinden biri bile oyunculuk yapmamış olsaydı Türk sineması bildiğimiz halinden çok farklı olacaktı.

Ailesinin maddi imkânsızlıkları nedeniyle Cağaloğlu Kız Lisesi’nde başladığı ortaokul öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kalan Fatma Girik, annesi Münevver Girik ile birlikte film setlerinde figüranlık yapmaya başladı.

Ne var ki baş döndürücü güzelliği nedeniyle talipleri artınca annesi Münevver Girik, kızının oyunculuk yapmasını yasakladı. Münevver Girik, Talat Artemel’in Fatma Girik’i istemesiyle “Yeter artık. Setlere gitmiyorsun” dedi. Memduh Ün’ün gönlü de Fatma Girik’e kaymıştı ama arada büyük bir sorun vardı. Ün, Muhterem Nur ile evliydi.

Dönemin bazı ünlü yönetmenlerinin “Bu yeteneksiz kızla ne uğraşıyorsun? Bu kızdan bir şey olmaz” dediği Memduh Ün, “Hayır, çok yetenekli. Sizler de onu filmlerinizde oynatacaksınız” cevabını verdi. Nitekim öyle de oldu.

Memduh Ün’ün kendisini koruyup kollamasından öylesine etkilendi ki evli adama âşık oldu. Memduh Ün, bir süre sonra Muhterem Nur’dan boşanıp Fatma Girik ile beraberliğe başladı. O beraberlik de 50 yıl sürdü.

O figüran kız, ünlü yönetmenlerin “Bu kızdan bir şey olmaz” dediği Fatma Girik, günün sonunda Türk sinemasının efsanelerinden Yeşilçam döneminin simgelerinden biri oldu.

1957’de Seyfi Havaeri’nin yönettiği ‘Leke’ ile ilk başrole yükselen Fatma Girik, ömür boyu aşk yaşayacağı Memduh Ün’ün yönettiği ‘Ölüm Peşimizde’ ile ilk büyük yükselişini gerçekleştirdi.

181 filmde başrol oynayan, 1978’de Kemal Sunal ile birlikte kurduğu Can Film ile 5 filmin yapımcılığını üstlenen Fatma Girik, kariyeri boyunca şu ödüllere layık görüldü;

Antalya Altın Portakal Film Festivali

* En İyi Kadın Oyuncu (1965 – Keşanlı Ali Destanı)

* En İyi Kadın Oyuncu (1967 – Sürtüğün Kızı)

* Yaşam Boyu Onur Ödülü (1998)

Adana Altın Koza Film Festivali

* En İyi Kadın Oyuncu (1969 – Büyük Yemin ve Ezo Gelin)

* En İyi Kadın Oyuncu (1970 – Boş Beşik)

* En İyi Kadın Oyuncu (1971- Acı)

* Yaşam Boyu Onur Ödülü (2006)

Ankara Film Festivali

* Aziz Nesin Emek Ödülü (2007)

Sadri Alışık Ödülleri

* Onur Ödülü (2007)

2005’te Memduh Ün’ün yönettiği ‘Sinema Bir Mucizedir’den sonra hiçbir sinema filminde rol almadı. Oysaki sinema kariyerinin ‘Altın Yılı’na sadece iki yıl kalmıştı.

Oyunculuğu top yekûn 2012’de rol aldığı ‘Babalar ve Evlatlar’ adlı TV dizisinden sonra bırakan Fatma Girik, özellikle sert mizaçlı kadın rolleriyle Türk sinemasının efsanelerinden biri olmayı başardı.




Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.