Dijital platformların beyazperde salonlarına tesiri ne oldu?

Dijital platformların yüksek ölçekte yükselişe geçmesi, yapımlarının Oscar kazanması, akıllara beyaz perdede yeni bir devrimin yaşanıp yaşanmayacağı sorusunu getirdi.
Doğasında ‘kazan / kazan’ olmadığı için her devrimde birileri kazanırken naturel olarak birileri kaybeder.
Dijital platformların beyaz perdede yeni bir devrime imza attığı, bunun sonucunda da beyazperde salonlarının kaybeden tarafta olacağını öngörenler bir fazlaca fazlaydı.

Beyaz perde salonu işletmecileri için karanlık günlerin başladığı, sektörün bir öteki yapı taşlarından olan yapımcılar için yol ayrımına gelindiği düşünülüyordu.
Yeni bir yeniliği tercih edip dijital platformlar için mi yoksa geleneksel olan beyazperde salonları için mi film üreteceklerdi?

Beyaz perde salonlarıyla dijital platformlar arasındaki rekabet, her geçen gün daha da artıyor.
Bazı yapımcılar, beyaz perdenin geleceğinin dijital platformlarda bulunduğunu, bu fikrin karşı tarafında duranlar ise beyazperde salonlarının güncelliğini daima koruyacağını düşünüyor.

Disney’in dijital platformu Disney Plus’ın haziranda Türkiye’de erişime açılmasıyla dijital platformlar arasındaki rekabet iyiden iyiye kızışacak.
Bu rekabet, elbet beyazperde salonlarının dijital platformlarla olan rekabetine de yansıyacak.

Şundan dolayı Disney Plus, beyazperde salonlarında 3 – 5 milyon içinde seyirci oranlarına haiz olabileceği öngörülen yapımlara 3 – 5 milyon dolar içinde ödeme yapmış oldu / yapıyor.
Disney Plus için 3 – 5 milyon dolar oldukca büyük bir para değil. Türkiye’de bir yapımcı için ise büyük para. Güncel kurlarla 45 – 75 milyon lira.

Diyelim ki 3 milyon dolar ödenen bir yapımın maliyeti en fazla 20 milyon lira. Bunun sonucunda yapımcıya 25 milyon lira kalıyor.
PR, duyuru ve reklam harcamaları da olmayacağı için kalan 25 milyon lira oldukça cezbedici bir sayı. Meydana getirilen ödeme 5 milyon dolarsa yapımcıya kalan para 45 milyon lira olur ki bu sayı daha da cezbedici bir hal alıyor.
Bunun sonucunda da yüksek seyirci sayısına haiz olabilecek yapımların yapımcıları için dijital platformlar bir fazlaca avantajlı.

Yapımcıların dijital platformlara yönelmesinde elbet pandemi periyodunun büyük tesiri oldu.
Pandemi sonrasında izleyicilerin beyazperde salonlarına yönelimi mevzusundaki belirsizlik birçok yapımcıyı dijital platformlarla ortaklaşa iş halletmeye itti.
Zira pandemi sebebiyle beyazperde salonlarının kapanmasıyla beraber yapımcılar, yapımlarını ya iptal etti ya da çekimlerini erteledi. Bunun sonucunda beyazperde sektörü yapımcıdan set çalışanına kadar nakit sıkıntısı yaşayınca dijital platformlara eğilim arttı.

Beyaz perde salonlarında seyirci sayısının ne seviyede olacağı aşağı yukarı tahmin edilse de net bir sayı hiçbir süre verilemiyor. Buna bağlı olarak bir filmin ne kadar kazanç elde edeceği hiçbir süre kestirilemiyor. Merhum yapımcı Kadri Yurdatap’ın da söylediği şeklinde “Yapımcı söylediğin şahıs, hem bir hayal taciri hem de iflah olmaz bir kumarbazdır.”

Bir yapımcı, deneyimine ve zekâsına bağlı olarak ne kadar isabetli bir öngörüde bulunursa bulunsun filminin gişesinin nasıl sonuçlanacağını asla net olarak kestiremiyor. İşte bu durum yapımcıları, dijital platformlara daha da yakınlaştırıyor. Şundan dolayı hava şartları, ülke ve dünyadaki gündem, naturel afet şeklinde izleyicilerin beyazperde salonlarına yönelmesini engelleyecek şartlar dijital platformlar için geçerli değil.

Tüm bu avantajlara karşın yapımcıların dijital platformlara film üretme mevzusunda zihinleri ödenen ücretin hep aynı seviyede kalıp kalmayacağı sorusuyla kurcalanıyor. Elbet dijital platformların ödediği 3 – 5 milyon lira arasındaki ücretler sürekli olmayacak. Yapımın dijital platformlarda göreceği ilgi – ilgisizlik, sonraki yapımlar için ödenen ücretin belirleyicisi olacak.

Yapımcı – dijital platform arasındaki ilişkide ‘sanat’ unsuru da bilhassa belirleyici unsurlar içinde içeriyor. Zira beyazperde salonları için üretilen filmlerin, dijital platformlara üretilen filmlere gore daha ‘sanat içerikli’ bulunduğunu düşünenlerin sayısı {hiç de} azca değil. Bunun bir örneği 1980’lerde video için üretilen filmlerle beyazperde salonu için üretilen filmler arasındaki ‘sanat içerikli’ algıda görülmüştü.

Potansiyel yüksek seyirci sayısına haiz filmlerin yapımcıları, yönetmeni, senaristi ve oyuncuları için işin bir de haz alma tarafı var. Gişelerin önündeki kuyruklar, cuma ve pazartesi günleri açıklanan gişe sayıları naturel olarak üretilen filmden alınan hazzı artırarak sonraki emekler için ateşleyici güç oluyor. Dijital platformlar, seyirci sayılarını kamuoyuyla paylaşmadığı için bir filmin kaç kişinin ilgisine mazhar bulunduğunun bilinmemesi üretilen işten fazladan alınacak hazza engel oluyor.

Bazı yapımcılar, yüksek ücretlere karşın dijital platformlardan uzak duruyor. Onlara gore dijital platformlarda beyazperde yapımlarının geleceği yok.
Evimizdeki TV’nin ekranı ne kadar büyük, ses ve görüntü kalitesi ne kadar yüksek olursa olsun beyazperde perdesiyle rekabet etmesi söz mevzusu bile olması imkansız. Ek olarak izleyicilerin sosyalleşme arzusu beyazperde salonlarının geleceğini belirleyen en mühim unsurlardan biri.

Pandeminin tesirini de kaybetmesiyle beraber beyazperde salonlarına olan ilgi tekrardan baş gösterdi. Meşhur ABD’li yönetmen Spike Lee, dijital platformların beyazperde salonlarını yerle yeksan edeceği görüşüne katılmadığını belirterek yaygınlaştığı dönemlerde TV’nin ve videoların beyazperde salonlarını bitireceğinin düşünüldüğü fakat günün sonunda tahminlerin yanlış çıktığını deklare etti.

Spike Lee

Spike Lee

Video demişken, Türkiye için ayrı bir ayraç açmak gerek.
TV’nin yaygınlaşmasının yanı sıra ilkin terör vakaları sonrasında da 12 Eylül 1980’deki askeri darbenin etkileriyle beyazperde salonlarında film seyretme eğilimi bir fazlaca fikir beyazperde sektörü, video filmleriyle ayakta durmayı başardı. 1990’lı yılların ortalarından itibaren beyazperde salonlarının konforlu hale gelmesiyle de beraber seyirciler, filmleri tekrardan beyazperde salonlarında seyretme eğilimi göstermeye başladı. Video süreci kapanırken sektöre yeni giren yapımcı, yönetmen, senarist ve oyuncuların da çabalarıyla “Evde film izlenir. Beyaz perde salonlarında ise o film yaşanır’ düşüncesi tekrardan yeşerdi. Yılmaz Erdoğan’ın devrim niteliğindeki ‘Vizontele’ de yeşeren düşüncelerin filizlenmesinde büyük rol oynadı.

Peki, dijital platformların beyazperde salonlarına tesirinin ne işe yaradığını ölçebiliyor muyuz?
Dijital platformlar, toplumsal dünyadaki kısıtlamaların da büyük orandaki etkisiyle pandemi döneminde yüksek ölçeklerde yükselişe geçti. Büyük bölümünde beyazperde salonlarının kapalı olmasından dolayı 2020 – 2021 beyazperde sezonunun gişe verileriyle dijital platformların tesirini ölçmek mümkün değil. Belli bir kıyaslamayı 2021 – 2022 beyazperde sezonuyla yapmak mümkün.
2021 – 2022’nin gişe sayıları, dijital platformlardan uzak duran yapımcılar için “Bakınız öngörümüz ne kadar isabetli” diyebileceği seviyeye ulaştı.

2021 – 2022 beyazperde sezonunda en oldukca izlenen 5 filmin toplam seyirci sayısı, pandemi süreci öncesindeki 2019 – 2020 beyazperde sezonunun en oldukca izlenen 5 yapımının toplam seyirci sayısından 1.846.872 şahıs daha çok.

2021 – 2022 arasındaki gişe sayılarından anlaşılan o ki 10.46 liralık bilet farkına ve dijital platformların etkisine karşın, pandemi öncesine oranla seyirciler beyazperde salonlarında film izlemeye daha çok yöneldi. (Artış % 17)
2021 – 2022’nin ilk 5 filminin gösteriminin devam etmiş olduğu göz önünde de bulundurulacak olunursa aradaki farkın % 17’den % 20’ye çıkması öngörülüyor.

2019 – 2020 (Bilet averajı 17.12 TL)

ELTİLERİN SAVAŞI
İzleyici Sayısı… 3.630.822
Kazanç… 63.432.055 TL

RAFADAN TAYFA GÖBEKLİTEPE
İzleyici Sayısı… 3.444.814
Kazanç… 55.735.111 TL

BABA PARASI
İzleyici Sayısı… 1.872.347
Kazanç… 31.736.151 TL

BAYİ TOPLANTISI
İzleyici Sayısı… 1.047.163
Kazanç… 18.713.968 TL

SIFIR BİR
İzleyici Sayısı… 868.734
Kazanç… 15.465.217 TL
TOPLAM İZLEYİCİ SAYISI… 10.863.880 Şahıs

Eltilerin Savaşı

Eltilerin Savaşı

2021 – 2022 (Bilet averajı 27.58 TL)

BERGEN
İzleyici Sayısı… 5.364.120
Kazanç… 157.354.163 TL

KESİŞME: İYİ Kİ VARSIN EREN
İzleyici Sayısı… 2.311.281
Kazanç… 53.075.369 TL

ASLAN HÜRKUŞ KAYIP ELMAS
İzleyici Sayısı… 1.147.836
Kazanç… 27.164.231 TL

THE BATMAN
İzleyici Sayısı… 1.076.091
Kazanç… 36.413.272 TL

ÖRÜMCEK ADAM EVE DÖNÜŞ
İzleyici Sayısı… 2.811.424
Kazanç… 73.179.729 TL
TOPLAM İZLEYİCİ SAYISI… 12.710.752 Şahıs

Bergen

Bergen

Dijital platformlarda Türk filmlerinin seyirci oranlarına bakacak olursak en oldukca aboneye haiz Netflix’ten örnek verebiliriz.
Türk filmlerinin tekrardan yükselişe geçmiş olduğu 3 Ocak 2022 – 17 Nisan 2022 içinde Netflix’in Türkiye haftalık verilerinde bir tek 5 film, ilk 10 listesine girmeyi başardı.

Netice olarak görünen o ki, dijital platformlar, birkaç yıl ilkin öngörüldüğü şeklinde beyazperde salonlarını yerle yeksan etmeyecek. Dijital platform – beyazperde salonu arasındaki ilişki, TV – beyazperde salonu arasındaki ilişkiden değişik olmayacak. Dijital platformların katkısıyla daha da gelişecek olan sinema dünyasının kazanımları, naturel olarak filmlerin beyazperde salonlarında izlenme eğilimine yansıyacak. Dijital platformlar, videolar şeklinde yok olup gitmeyip TV şeklinde hayatımızın bir parçası olarak varlıklarını sürdürecek. Dijital platformlar ile beyazperde salonları arasındaki ilişkide ‘kazan / kazan’ modeli yer edinecek.




Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.